Eylül 07, 2010, 06:46:10 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Takvim Etiket Giriş Yap Kayıt  
Eylül 02, 2010, 03:54:03 ÖS ismailaslan - herkese en güzel günler..
Ağustos 30, 2010, 08:15:54 ÖÖ muhtar - hayırlı sabahlar sayın hemşerilerim hepinize saygı ile selamlarım
Ağustos 25, 2010, 10:26:14 ÖS ismailaslan - herkese en güzel akşamlar...
Ağustos 25, 2010, 09:29:11 ÖS enis kanli - iyi aksamlar balkesliler
Ağustos 22, 2010, 10:20:22 ÖÖ ismailaslan - herkese en güzel günler..
Ağustos 18, 2010, 12:24:54 ÖÖ Erdal KÜÇÜKSmiley hayırdır gözü yaşlı
Ağustos 17, 2010, 08:03:13 ÖS gözü yaşlı - erdal  küçük   abi   abim  allah senle  tanışmadan bana ölümü vermesinnnn
Ağustos 17, 2010, 08:02:23 ÖS gözü yaşlı - herkese selamlar
Ağustos 17, 2010, 06:45:22 ÖÖ SAMETAKGÜN - aynen abi Smiley
Ağustos 15, 2010, 05:12:28 ÖS ismailaslan - herkese hayırlı günler...
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Biyodizelin Hammaddesi Kanola  (Okunma Sayısı 518 defa)
Hasan Deniz
Ziyaretçi
« : Kasım 03, 2007, 01:23:20 ÖS »


 
KOLZA ÜRETİM TEKNOLOJİSİ VE SİSTEMLERİ






            Kışlık olarak yetiştirilecek kolzanın üretimi hububat üretiminden çok farklı değildir. Sonbaharda iyi   hazırlanmış tavlı bir tohum yatağı hazırlayarak mümkün olduğunca erken ekim yapmak ve iyi bir yabancıot mücadelesi ile kolza üretimini gerçekleştirmek mümkündür. Yalnız yazlık olarak üretilecek kolza da sulama ve gerektiğinde yabancıot mücadelesini tekrarlamak gerekecektir. Ancak ülkemiz şartlarında yazlık olarak kolza yetiştirmek çok marjinal alanlar dışında pek ekonomik olmayacaktır. Dolayısı ile burada bahsedilen üretim tekniği kışlık kolza içindir.

İklim ve Toprak İstekleri:

          Kolza, verimli ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç göstermektedir. Güneşli günler ve soğuk geceler kolza yetişmesi için oldukça uygundur; hasat zamanında havanın kuru olması gerekmektedir. Kolzanın 300 ile 2800 mm yıllık yağışa, 5 ile 27 o C arasında yıllık ortalama sıcaklığa, ve 4.2 ile 8.2 arasına pH'a toleranslı olduğu bildirilmektedir.

Çeşit Seçimi:

           Çeşit seçimi genellikle yetişme (vejetasyon) periyodunun uzunluğu ile belirlenmektedir. Vernelizasyon ihtiyacı değişiklik gösteren ve olgunlaşması uzun süren kışlık çeşitlerin tersine, yazlık çeşitler vernelizasyon ihtiyacı göstermeyen kısa olgunlaşma periyoduna sahiptir. İklim ve çiftçilik sistemlerindeki büyük farklılıklardan dolayı çeşitler genellikle özel olarak ıslah edildikleri bölgelerde en iyi adaptasyon göstermektedirler.

Toprak işleme ve Tohum Yatağı Hazırlığı:

          Kolza, geleneksel hububat tarımında kullanılan toprak işleme aletlerinin dışında özel bir alete ihtiyaç göstermez. Tohum yatağı hazırlanması başarılı bir Kolza üretimi için oldukça önemlidir. Geniş yapraklı yabancı otlara karşı en iyi savunma hızlı çimlenme, çıkış ve büyümeyle elde edilmektedir. Homojen yüzeysel bir ekim çimlenmeyi hızlandırmakta ve ürünün yabancı otlarla mücadele yeteneğini arttırmaktadır. Maksimum sürüm derinliği genellikle 10 ila 13 cm (4-5 inç) arasında değişmektedir. Killi veya killi kumlu gibi ince tekstürlü toprakları açmak, karların erimesine veya yağmur sularının süzülmesine izin vermek amacıyla derin İşleme yapılabilir. 15 ila 18 cm den daha derin işlemenin büyük bir değeri yoktur ve sadece dikkate değer bir şekilde daha fazla masrafa sebep olmaktadır.

Ekim:

           Kolza tohumu küçük olduğundan sonbahar toprak sürümü ve sıkı bir tohum yatağının hazırlanması arzu edilmektedir. Ekimden önce toprağın bastırılması sıkı ve düzgün bir tohum yatağı hazırlığına yardım eder. Tohumlar çok küçük olduğundan kolza tohumunun yayılabilmesi için tohumun yarı yarıya kırık tohumla karıştırılması önerilir; hektara 10 kg tohum için mibzerin hektara 20 kg karışık tohum olacak şekilde kalibrasyonu yapılmalıdır. Tohumun ekim derinliği 2.5 cm ve daha az olmalıdır, fakat toprak kaymak tabakası bağlamazsa fideler 5 cm ve daha derinden çıkış yapabilmektedir. Ekim derinliği çıkan fidelerin sayısını ve gelişmesini büyük ölçüde etkilemektedir. Kolza tohumu çimlenme için yeterli neme ulaşmak için gereğinden daha derin ekilmemelidir. 12 ile 25 mm derinlikte, sıkı, nemli, ve ılık tohum yatağına ekilen Kolza tohumları yüksek bir çıkış yüzdesiyle birlikte hızlı bir çimlenme göstermektedirler. Kolza ekimi için optimum toprak sıcaklığının 10 0 C olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. 10 derecenin üzerindeki toprak sıcaklığı yüksek çimlenme oranı, hızlı çıkış ve hızlı bir yaprak gelişmesi sağlamaktadır. Sıkı bir şekilde bastırılmış tohum yatağı tohum için mükemmel bir nem ve oksijen sağlamaktadır. Bu yüzden ekimden sonra tohum yatağı kadar kadar bastırılmalıdır.

Birim Alandaki Bitki Sıklığı (Tohum Miktarı):

             Kolza verime çok az etkisi olan, nispeten değişik oranlarda değişen ekim yoğunluğuna veya bitki populasyonuna oldukça esnek bir üründür. Yapılan araştırmalar m 2 ye 60 ile 200 bitki sağlayan ekim yoğunluğunun hem Kolza hem de Brassica rapa da verim bakımından benzer sonuçlar verdiğini göstermiştir. m 2 de 200 den fazla bitki sayısının verimi az miktarda azalttığı bulunmuştur. m 2 deki bitki populasyonunun 60'ın altına düşmesi verimde çok büyük bir azalmaya neden olmaktadır. İyi bir ekim sıralardaki boşlukları minimize etmeli ve m 2 de 80 ile 180 arsında bitki populasyonu sağlamaya çaba gösterilmelidir. 15 cm lik mibzer sıra arası metre başına 12-27 bitki çıkışına ihtiyaç göstermektedir. Kolzanın bir kilogramında ortalama 250 000 tohum bulunmaktadır. Tohum miktarı ve çimlenme yüzdesi birim alandan mümkün olan maksimum bitki sayısını belirler.

Ekim Zamanı:

          Kışlık kolzada erken ekimler daha yüksek verim vermektedir. Bunun belli başlı sebebi kışa rozet dönemi denilen 4-5 yapraklı dönemde girebilmesidir. Daha geç ekimlerde soğuk zararı görülebilir. Çok erken ekimlerde ise havanın iyi gitmesi durumunda bitkiler zamansız sapa kalkarak zararlanabilirler. Ekim zamanına şu faktörler etki edebilirler:

*Bölgedeki donsuz periyot
*Ekilecek çeşit ve olgunlaşması için gerekli gün sayısı
*Kültürel işlemler
*Tarlada işlemlere başlamayı belirleyen ilkbahardaki hava durumu
*Tohum yatağı özelliği (nem, sıcaklık)
*Toprak yapısı ve eğim
*Çeşidin toprak sıcaklığına olan tepkisi
*Yabancı ot durumu ve planlanan kontrol metodu
*Çiftlik büyüklüğü ve ekipman



Gerekli Besin Elementleri (Gübreleme):

             Kolza da en başarılı gübreleme programı topraktaki mevcut besin elementlerinin durumuna bağlı olarak belirlenendir. Kolza, nitrojen ve fosfat gübrelemesine iyi tepki vermektedir. Genellikle dekara 10 kg saf azotun yarısı erken ilkbaharda kullanılmalıdır. Fosfor olarak ise dekara 8 kg yararlı gerekmektedir. Toprak tahlili neticesinde toprakta bu miktardan daha az seviyede fosfor bulunduğu takdirde aradaki fark kadar gübre ekimden önce toprağa verilmelidir. Kolza kükürtü çok sever. Bu nedenle kullanılacak gübrelerin sülfat formunda olmaları verimde olumlu etki yaratacaktır. Gübreyle direk temas tohumlarda zarar meydana getirdiğinden mibzerde hem tohum hem de gübrenin aynı tüpe boşaltıldığı durumlarda düşük miktarda gübre kullanılmalıdır.

Hasat:

           Harnuplar aynı zamanda olgunlaştığı ve kolayca dağılma gösterir. Kuru ve olgun tohumlar doğrudan biçer döğerle hasat edilebilir. Ürünü biçmek için en iyisi tohumlar tamamen olgunlaşana kadar beklemek ve bitkilerin nemli olduğu bulutlu havalarda hasat etmektir. Böylece dağılma azalacaktır

Münavebe:

         Kolza üretimi için gerekli toprak işleme: ekim sistemi, toprak zonları ve toprak tiplerine göre değişiklik göstermektedir. Kullanılacak sistem toprağın nemine, yabancı otlara, önceki ürüne, tarladaki bitki artıklarına, zararlı ve hastalıklara, toprağın kayganlığına, gübre dağılımına ve kullanılabilecek mevcut makine durumuna bağlı olmaktadır. Tek başına bütün kriterleri sağlayan bir sistem yoktur. Bir lokasyonda başarılı olan bir uygulama diğer bir lokasyonda başarısız olabilmektedir. Bu nedenle başarılı bir sistem:

*Tohuma çimlenme, çıkış, kök ve bitki gelişimi için uygun bir çevre
*Su alımını, depolamasını ve hareketini kolaylaştıran bir toprak yapısı,
*Ekim veya çıkış döneminde tarlada daha henüz yeşil bir vejetasyon gelişmenin olmadığı dönemde yabancı ot kontrolünü,
*Tarımsal kimyasalların uygun derinlikte yer almasını,
*Bitki artıklarının tarlaya uygulanacak olan gübre veya herbisitlerle herhangi bir etkileşiminin olmamasını,
*Zararlı ve bitki hastalıklarının kontrolünü,
*Herhangi bir toprak erozyonu olmamasını sağlamalıdır.

Kolza tahıllar, keten, mısır, patates, ve şeker pancarından sonra ekilebilir, fakat hardaldan ve ayçiçeğinden sonra ekilmemelidir.
Logged
Hasan Deniz
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Kasım 03, 2007, 01:38:10 ÖS »

           
KANOLAYA DESTEKLEME VAR













              Türkiye genelinde verimli arazileri değerlendirmek isteyen özel şirketler vasıtasıyla 'Sözleşmeli Kanola Üretim Projesi' başlatıldı. Türkiye genelinde birçok ili dolaşan ziraat mühendisleri toprak verimini ölçerek, Kanola Üretim Danışma Yerleri ile çiftçilerin bilgi almalarını sağlıyor.
Bu amaçla Sivas'ta ve ilçelerinde özel bir şirket tarafından ''Sözleşmeli Kanola Üretim Projesi'' başlatıldı. Sivas'ta çalışmalar yapan Çevresel Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş personeli tarafından Sivas'ın il ve ilçeleri dolaşılarak verimli araziler belirlenmekte ve o bölgelerde üretim yapmak için çiftçileri bilgilendirilmekte, danışma noktaları belirlenmekte.

              Sivas'ta Kanola Bitki üretimini artırmak için bilgi veren Çevresel Kimya Sanayi A.Ş yetkilisi Ziraat Yüksek Mühendisi Fahri Çelik, Sivas'tan Bayburt iline kadar olan bölgede bulunan yaklaşık 190 bin dönümlük verimli arazide yoğun bir şekilde buğday üretimi yapıldığını belirtti. Sivas genelinde yaklaşık 700 bin dönümlük arazide yazlık ve kışlık kanola ekimi yapılacak arazi bulunduğunu belirten Çelik, bu bitkinin, rakımın bin 100 metreden yüksek yerlerde yazlık, düşük olan yerlerde ise kışlık ekim yapılabileceğini kaydetti.

               Çalışma yapılan bu bölgede Kanola üretimini geliştirmek amacıyla proje geliştirdiklerini kaydeden Çelik, Almanya'dan yazlık ve kışlık kanola tohumları getirdiklerini belirtti. Çelik, şirket yetkilileri tarafından ithal getirilen tohumları, üretim yapmak isteyen çiftçilere avans olarak verdiklerini kaydetti. Çiftçilerin kanola üretimi yaptıkları takdirde kesin satın alma sözü veren şirket yetkilileri, ekimini yapmak isteyen çiftçilere kota koymadıklarını ve ürünün teslim tarihinden bir hafta sonrası paralarını ödeme garantisi verdikleri kaydetti.

             Şirket Yetkilisi olarak konuşan Fahri Çelik, kanola üretimi yapmak isteyen bütün çiftçilerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı çiftçi kayıt bölümüne üye olmaları gerektiğini ve ürünlerinin sigorta ettirildiğini belirterek, yapılan ekimlerin elektronik ortamda uydudan takip edileceğini kaydetti. Kanola üretimi sadece bio benzin üretmek için olmadığını belirten Çelik, Türkiye'nin yağ açığı bulunduğunu ve kanola ekimi yapılan yerlerde arıcılık yapan üreticilerin de faydalandığını belirtti. Kanola üretimi yapmak isteyen çiftçilerin mısır, şeker pancarı, patates ve buğday ekimi yapılan arazilerde hasat döneminden sonra ekilmesinin daha verimli olacağını, ayrıca ayçiçeği ekilen arazilerde kanola bitkisinin ekilemediğini kaydedildi. Türkiye' de kanola bitkisinin üretim maliyetinin buğday üretimine göre yüzde 80 daha ucuz olacağı ve kanola bitkisinin kilosunu 20 YKr devlet teşvik primi ile birlikte kilosunu toplam 70 YKr'den satın alınacağı kaydedildi.

             Son yıllarda akaryakıt fiyatlarının, döviz kurlarında yaşanan artışla birlikte yükselmesi, petrol ürünlerinin alternatifi olan biyodizel ve biyobenzini yeniden gündeme getirmesi nedeniyle Türkiye'nin birçok yerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve tarım il müdürlükleri ile özel şirketler hammadde olarak yağlı tohum bitkileri ve özellikle Kanola üretimine destek vererek tanıtım yapmaktalar. Kanola bitkisinin işlenerek hem yemeklik sıvı yağ hem de biyodizel olarak kullanıldığına işaret eden yetkililer, Kanola üretiminin Türkiye'nin önemli bir bölge olabileceğini, Türkiye ekonomisine önemli oranda katkı sağlayacağını, yılda yaklaşık olarak 5 milyar dolar civarında katkı sağlayacak üretim yapılabileceği kaydedilmekte. ıÜüKanola, soya, ayçiçeği, pamuk ve diğer bitkilerin yağlarından elde edilen biodiezel yakıtın içindeki karbon oranının düşük olması nedeniyle çevreyi çok kirletmediği de belirtilerek, bitkilerden üretilen yakıtın, ayrıca yüzde 30-40 oranında daha ekonomik olduğu bilgileri verilmekte. Türkiye'nin bazı illerinde ve ilçelerinde yaygınlaşan Malatya, Yozgat, Nevşehir, Diyarbakır, Aksaray, Adana, Hatay, Mersin ve şimdi de Sivas ve bir çok il ve ilçelerde tanıtılmaya ve yetiştiriciliği teşvik edilmekte.

              Türkiye'nin ham yağ açığının giderilmesine sağlayacağı katkı nedeniyle ekimi özendirilen ve biyodizel hammaddesi olan kanola, çiçek açınca yöredeki tarlalarda sarı renk hakim oldu. Kanolada yüzde 38-50 yağ, yüzde 16-24 protein, zengin oleik ve linoleik asitin bulunduğu kaydediliyor. Yüzde 42'si yağ olarak kullanılan bitkinin yüzde 58'inin de küspe olarak yem sanayicilerine pazarlanabildiği ifade edildi. Her türlü ortamda üretimin gerçekleştirilebildiği kanolanın buğdaya göre daha erken hasat edildiği, böylece çiftçilerin ikinci ürünü ekebilme imkanı bulunduğu bildirildi.

             Geçtiğimiz aylarda, Biodizele uygulanan ÖTV'yi sıfırlamaya yönelik kararnamenin Bakanlar Kuruluna imzaya açıldığını kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiye'de üretilen tarım ürünlerinden elde edilen biodizelin motorinlere harmanlanmak üzere rafineri ve dağıtıcı firmalara tesliminde ÖTV uygulanmayacağını belirtmişti. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da, mazot ve benzine alternatif olarak motorlu taşıtlarda kullanılabilen ya da petrol ürünlerine belli oranlarda karıştırılan biyoyakıtın hammaddesi olan yağlı tohum bitkilerinin üretimine destek veriyor.
Logged
Hasan Deniz
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Kasım 03, 2007, 01:44:25 ÖS »

Biyodizelin hammaddelerinden 'canola' bitkisinin çiçeği.

 
Biyodizel petrolün pabucunu dama atacak




1900 yılında dizel teknolojisinin mucidi Rudolf Diesel, biyodizel için, “Dizel motorlarda bitkisel yağ kullanımı şimdilik bir hayal gibi görünebilir, ama gelecekte petrolün yerini alacak” demişti.
 

            İlk dizel motorlar piyasaya çıktığında gerçekten de bitkisel yağlarla çalışacak şekilde tasarlanmıştı. Ancak bitkisel yağların o gün için yüksek maliyetleri, ekonomileri o zamanın ucuz ve alternatif enerjisi olan petrole yöneltmişti. Devran döndü, şartlar değişti. Petrolün çevreye verdiği zararlar ortaya çıktı, petrol fiyatlarının özellikle son üç yıldır tırmanışa geçmesiyle de Diesel’in ilk göz ağrısı bitkisel yağlar yeniden gündeme girdi: Biyodizel.

           Biyodizel dahil olmak üzere rüzgar, jeotermal ve güneş enerjileri küresel enerji tüketiminin yüzde 2’sinden azını karşılıyor. Dünyanın en büyük enerji tüketicisi ABD’de biyodizel tüm tüketimin binde 2’sine dek düşüyor. Ancak petrol fiyatlarının artması biyodizele talebi canlandıracak.

            Enerji tüketimi, işlevi itibariyle ulaşım ve ısınma olarak ikiye ayrılıyor; jeotermal, güneş ve rüzgar enerjileri düşük verimleri nedeniyle ısınmada, yüksek ısıya çıkabilen biyodizel ise otomobiller, kamyonlar gibi ulaşım araçlarında kullanılacak. Geleceğin alternatif enerji kaynağı olarak değerlendirilen biyodizel henüz yolun başında, ama ufku açık.

BİYODİZEL NEDİR?
         Biyodizel, dizel motorlarda işleyen çevre dostu bir yakıttır. Biyodizel bitkisel, hayvansal yağlar ve evsel veya endüstriyel atık yağlardan üretilebiliyor. Biyodizel üretiminde en çok kullanılan hammaddeler ‘canola’ bitkisi ve soya yağı. 
Geleceğin enerji kaynağı canola tarlaları.

          Biyodizel, bitkisel yağın bir katalizatör kullanılarak alkolle (etil veya metil) kimyasal reaksiyonla etil veya metil ester elde edilmesine dayanıyor. Transesterifikasyon adı verilen bu işlemde, gliserin (otomobil motoru için zararlı) kimyasal reaksiyonun içinden ayrıştırılıyor. Biyodizeli asıl öne çıkaran ise atık yağlardan ve organik atıklardan üretilebilmesi. Bu sadece maliyeti düşürmekle kalmıyor, çevreye zarar veren maddelerin yeniden değerlendirilmesinin önünü açıyor. Biyodizel, saf olarak veya benzinle karıştırılarak herhangi bir dizel motorda kullanılabiliyor. Uzmanlar, yüzde 20 biyodizel yüzde 80 dizel karışımının dahi küresel ısınmaya neden olan karbon monoksid emisyonunu yüzde 21, hidrokarbon emisyonunu da yüzde 47 oranında düşüreceğini belirtiyor.

BİYODİZELİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Biyodizelin yaygın kullanıma geçmesinin önünde bazı engeller sıralanıyor.
1) Dağıtım: Benzin istasyonlarına sadece biyodizel pompası eklenmesinin maliyeti dünya çapında milyarlarca dolar yatırım gerektirecek.
2) Donma ısısı: Biyodizelin don şartlarına dayanıksız olması ciddi bir sorun, ama çözümsüz değil. 0 derecenin altında donmasını önlemek için normal dizelle karıştırılması halinde, -26 dereceye kadar dayanabileceği belirtiliyor. Örneğin, kerosen eklenmesi de bir diğer çözüm yolu.
3) Otomobillere uyum: 1990’ların ortasından önce üretilmiş eski tip otomobillerin yeni yakıta göre modifiye edilmesi gerekiyor. Bu harcamalar da kullanıcıya yüklenecek. Biyodizel özellikle plastik aksama zarar veriyor. Yeni motorlarda ise böyle bir sorun yok.
4) NOx emisyonu: Biyodizel bir takım gazların emisyonunu azaltırken, yine sera etkisi yaratan bir diğer gaz olan (NOx) azot oksit açığa çıkarıyor. Uzmanlar bu salınımın diğer gazların azalmasıyla kıyaslanamayacak cüzzi bir artış olduğunu vurguluyor.

İSVEÇ PETROLÜ KALDIRACAK
           Dünyanın en büyük etanol üreticisi Brezilya’da araçların üçte biri şeker kamışından yapılan etanolle çalışıyor. Brezilya, Batı ülkelerine yılda 1.890.000 ton etanol ihraç ediyor. Biyodizele en büyük önemi veren ülke İsveç 2020 yılında petrolü günlük yaşamdan bütünüyle kaldırmayı planlıyor. Plana göre, ülkede tüm otomobiller biyodizelle çalışacak; hükümet iki büyük otomobil üreticisi Saab ve Volvo ile ortak ArGe projelerini hayata geçirdi bile. İsveç’in yanı sıra İzlanda da benzer bir strateji izliyor.

AB’NİN BİYODİZEL VİZYONU
         AB tarım bakanları 20 Şubat’ta yaptıkları bir toplantıda biyodizelle ilgili bir yol haritası çıkardı. Gerek tarımsal istihdamı artırması gerekse çevre dostu olmasıyla benimsenen biyodizel üretimini desteklemek için hektar başına 45 Euro subvansiyon verilmesi kararı alındı.
TZOB: Türk çiftçisi ‘petrol şeyhi’ olur

          Dünyanın en büyük biyodizel üreticisi konumundaki AB toplamında 2006 üretim hedefi 4.5 milyon ton. Birlik, 2010’da biyodizel tüketimini tüm enerji tüketiminin yüzde 5.75’ine çıkarmayı hedefliyor. Son yıllarda AB’de satılan motorlu araçların yüzde 50’ye yakını dizel motorlu.

          Virgin Havayolları’nın sahibi ve havacılık konusunda yatırımlarıyla tanınan Richard Branson da kendi şirketinin yakın zamanda biyodizeli tek yakıt olarak kullanmanın yollarını aradığını ifade etmişti. Branson, 30 yıl içinde tüm havayollarının biyo-yakıtlara geçeceğini savunuyor.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA TERFİ ETME PEŞİNDE
          AB’nin yanı sıra Çin, Hindistan, Tayland, Malezya ve Filipinler gibi gelişmekte olan ülkeler dahi, şeker kamışı ve palmiye yağı gibi tropikal mahsullerle geçinen köylüsünü enerji üreticisi konumuna getirmek için biyodizele bel bağlıyor.

         Biyodizelin gelişmekte olan ülkeler için birçok avantajı var. Toplumlarının önemli bir kısmını oluşturan kırsal kesim üretici konumuna gelecek, petrole bağımlılık azalacak ve kentsel enerji tüketimi ucuzlayacak. Ancak gelişmekte olan ülkeleri asıl heyecanlandıran ise, kendi ülkelerinde bolca bulunan bir hammaddeyi gelişmiş ülkelere ‘enerji’ olarak satabilmenin hayali.

BARIŞÇI VE KÖYLÜDEN YANA
        Biyodizel, petrolün aksine belli coğrafyalarda konsantre olmadığı ve her ülkede farklı bitkiden üretilebildiği için oldukça eşitlikçi ve demokratik bir enerji kaynağı. Biyodizeli, örneğin, Malezya palmiye yağından, Hindistan ve Tayland gibi şekerkamışı üreticileri de şekerkamışından çıkaracak.

        Her toplum, tarlalarına yüzyıllardır ektiği kendi ulusal veya yerel bitkisini biyodizel üretiminde değerlendirecek. Toplumların sosyo-ekonomik olarak en düşük gelir grubu olan çiftçiler, ‘enerji üreticisi’ konumuna geçecek, bu da gelir dağılımını olumlu etkileyecek.
 
Erdem Peköz
NTV-MSNBC -
Logged
osmaniyeli
Gerçek üyemiz
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 78


کаµεŦ


« Yanıtla #3 : Kasım 05, 2007, 11:32:18 ÖÖ »

hasan kardeş bu bitki kepsutta yetiştirliyormu??
Logged
Hasan Deniz
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Kasım 05, 2007, 02:10:26 ÖS »

Valla bilader iklim olarak bu bitki Kepsut'ta yetişmeye oldukça uygun...desteklemeside var hatta yetişen ürünü kendin evde mazota dönüştürebilirsin 15 milyar civarında alacağın bir makinayla şu an Kepsut belediyesinin bu yönde çalışmaları var..Doğru kardeşler kum ocağıda bunu kullanmaya başladı sanırım çok değil 2-3 yıla kadar oldukça yaygınlaşacağını zannediyorum...teşekkürler
Logged
osmaniyeli
Gerçek üyemiz
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 78


کаµεŦ


« Yanıtla #5 : Kasım 06, 2007, 09:01:38 ÖÖ »

bilgilendirdiğin için teşekkürler kardeş... inşallah kısa sürede gelişim sağlanır... ama 15 milyara makinayı alabilecek çitçi varmıııHuh küçük çiftçilerin işi değil gibi...
Logged
Hasan Deniz
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : Kasım 06, 2007, 05:07:47 ÖS »

Zaten makineleri belediyeler ve büyük işletmeler alıyor genelde çiftçi yine benzin istasyonlarına talim şu an üretilen biyodizel Türkiyenin ihtiyacının %2 sini anca karşılıyor..Ancak üretim artarsa %25 e kadar çıkabileceği söyleniyor bu oranın bu oran %25 çıkarsa bir anlamda devlet çiftçiye bağımlı hale gelecek durum böyle oluncada Mazotunu tarlada üreten çiftçi ucuz mazot için pazarlık edebilecek.....teşekkürler
Logged
osmaniyeli
Gerçek üyemiz
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 78


کаµεŦ


« Yanıtla #7 : Kasım 07, 2007, 12:32:20 ÖS »

Zaten makineleri belediyeler ve büyük işletmeler alıyor genelde çiftçi yine benzin istasyonlarına talim şu an üretilen biyodizel Türkiyenin ihtiyacının %2 sini anca karşılıyor..Ancak üretim artarsa %25 e kadar çıkabileceği söyleniyor bu oranın bu oran %25 çıkarsa bir anlamda devlet çiftçiye bağımlı hale gelecek durum böyle oluncada Mazotunu tarlada üreten çiftçi ucuz mazot için pazarlık edebilecek.....teşekkürler

çok güzel bir durum... çiftçi açısından... mazot ve gübre bitiriyor çiftçiliği zaten...

ama devlet ve millet her zaman çiftçiye bağlı değilmi zaten..
Logged
KARACALTILI/m.filiz
Dost Üyemiz
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 267


KARACALTILI Bu forumda vefat etmisdir.


« Yanıtla #8 : Kasım 19, 2007, 07:43:06 ÖS »

cok güzel
Logged

Burhan.g
Uzman Üyemiz
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 379



« Yanıtla #9 : Kasım 19, 2007, 10:41:18 ÖS »

kanola ile ilgili bilgilere yeni nickle devam

KANOLA TARIMI VE BİYODİZEL MALİYETİ


Kanola , kışlık ve yazlık ekilebilen bir yağ bitkisidir.Kışlık 1-15 Eylül de yazlık ise 15- 25 Nisanda ekilir.

1 dekara 700 gr ila 1kg arasında tohum atılır.

Kışlık ekimde 200 kg ile 400 kg arasında verim alınır.Yağ oranı %36 dır.Hasadı Haziran ayında olur.

Yazlık ekimde 120-200 kg arasında verim alınır yağ oranı % 36 dır.Hasadı Ağustosta olur.

Kanola nın kışlık ekimi tavsiye edilir. Yüksek verim almak için 15 Eylül e kadar çıkışın sağlanması gerekir. Don olan bölgelerde 5-6 yaprağı tamamlamasa eylül ayında donar. Rozet devresini tamamlayan bitkiler çeşit iyi ise dondan zarar görmez. Erken ekim ve sulama yüksek verim ve yüksek yağ oranı demektir.

Ekim havalı veya hassas mibzerle yapılır. Kanola ekim mibzerleri de vardır.Yabancı ot ilaçlaması ekimden 10 gün önce yapılır.Toprağa yapılan ilaçlama trufliralin adlı ilaçtır. Bu ilacı toprağa atıp karıştırmak gerekir.Toprağın nemli olması gerekir. Bu ilaç topraktaki yabancı ot tohumlarını öldürmektedir.İlaçlamadan 15 gün sonra ekim yapılabilir. Bu ilaç atılan yere o sezon buğday ekilmez.Toprak PH şının 5-7 olması istenir.

Ekim derinliği 2-3 cm yüzlek olmalıdır. Bitkinin çıkışı zordur. İlk gelişmesi yavaş olur. Sonra hızlı büyür.

Eylül ayında çıkışın olması için mutlaka nem olmalıdır. Bu nem
a- Toprakta
b- Yağış yoluyla
c- Sulama yoluyla sağlanmalıdır.

Toprakta yeterli nem yok ise mutlaka çıkış için sulama yapılmalıdır. İlkbaharda yapılacak sulama ise verimi artırır. Çıkışta metrekarede 60 kadar bitki olması istenir.

Gübreleme; ekimde dekara 15 kğ DAP +10kğ Amonyum sülfat atılmalıdır.Sapa kalkma da da 15 kğ Amonyum sülfat verilir. (Ekimde 30 kğ/dekar 20.20.09 verilebilir.Sapa kalmada mutlaka sülfatlı gübre tercih edilmelidir.

Mart ayında sapa kalma ve çiçeklenme başlar. Zararlılar mutlak takip edilmelidir. Yaprak biti , lahana iç kurdu görülürse hemen ilaçlama yapılır.Nemli bölgelerde mantar görülebilir. İlaçlama yapılabilir.

Çiçeklenme döneminde yapılacak olan sulama verimi artırır. Yoğun çiçek açar .Bu dönemde arılar döllenmeyi artırır. Bol bal verimi vardır.

Hasad Biçerdöver ile yapılır. Yüksek yağ oranı son günlerde oluştuğu için hasad yaş yapılmamalıdır.  gecikirse dökülmeler ve verim kaybı olur. Gevreme var ise çok sıcak saatlerde hasad yapılmaz. Buğday biçerdöveri ile hasad yapılabilir. Biçerdöver seri kullanılmalıdır. Hasad da verim kaybı çok olduğundan dikkat edilmelidir. Depolama Yüksek yapılmaz. Nem %9 dan fazla ise serilerek veya makinede kurutularak depolanır. Yabancı ot tohumu fazla ise selektörden geçirilmelidir.

Ürün alınırken ;
Yağ oranına
Nem oranına
Yabancı tohum miktarına göre değerlendirilir.
Kanola bitkisi yemeklik yağ fabrikaları ve Biyodizel fabrikaları tarafından alınmaktadır.

2006 yılında alım fiyatı 45 Kr/kg destek 20 Kr/ kg  iken
2007 yılında  alım fiyatı 53 Kr/kg destek 23Kr/kg olmuştur.

Bu yıl ise sözleşmeli olarak ekim yaptırılmaktadır. 53 Kr/kg fiyat ve 23 Kr destek vardır. Desteğin artması beklenmektedir.

Sonuç olarak ; 1 Dekardan 1000 m2 den

200 – 400 kg tohum alınmaktadır.
1 kg kanola  53 kuruştur.
1 kg kanola ya 23 kuruş destek vardır.
1 dekara 1 kg tohum gider. 15 TL/kg dır
1 dekara  40 kg gübre atılmaktadır.
1 dekara 400 gram trifluralin ilaç atılmaktadır.
 Sulama tercih edilmektedir. Çıkışta yapılmalıdır.
1 ton Kanola dan  400 kg yağ elde edilmektedir.

                           BİYODİZEL

Biyodizel ,kanola yağı ,soya yağı ,ayçiçeği yağı ,aspir yağı gibi bitkilerden elde edilen dizel motor yakıtıdır. Kaliteli bir biyodizeli dizel araçlar % 100 direk olarak yakabildiği gibi %5 -%10-%20  şeklinde dizele de karıştırabilir.

Biyodizel üretimi lisansa tabidir. Bu lisans EPDK tarafından verilmektedir. Lisan alabilmek için

1-Tesis sahibi olmak.
2- Belediye ve çevre ile ilgili evraklar.
3-TSE EN 14214 Belgesine sahip olmak.
4-EPDK ya başvuru harçlar ve diğer gerekli belgeler.

EPDK dan üretim lisansı alan firmalar ürettikleri malı direk olarak son tüketiciye satamazlar.Bu malı EPDK dan lisanlı bir ana dağıtıcıya vermek zorundalardır. Son tüketiciler bu malı ana dağıtıcının bayilerinden satın alabilir. Kendi ürettiği malıda şu an kendisi kullanamamaktadır. Kooparatifler için kendi üyelerine dağıtım yapabilmesi ile ilgili bir çalışma vardır ama henüz kanunlaşmamıştır.
İthal yağdan elde edilen biyodizel de 650 kuruş ÖTV vardır. Yerli maldan üretilen biyodizelde ise % 2 dizele % 2 harmanlanacak kadarına ÖTV yoktur. EN 14213 adı verilen yakıt biyodizelde ÖTV yoktur. Bu yakıt evsel amaçlı üretilmektedir.

   BİYODİZEL ÜRETİMİNDE MALİYET
1 Kg Kanola 53 kuruş
% 40 yağ çıkar.
2,300 gr Kanoladan 920 g yağ çıkar.  920 gr yağ=1 litre
1 litre yağ dan 900 gram biyodizel üretilmektedir.
2,4 Kg kanoladan 1 litre biyodizel üretilir.
2,4kg*53 kuruş= 1,27 TL.yağ gideri , 0,3 TL Metil alkol , 0,15 TL diğer giderler olmak üzere 1,45 TL /Litre maliyet vardır.
Logged
Burhan.g
Uzman Üyemiz
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 379



« Yanıtla #10 : Kasım 19, 2007, 10:52:18 ÖS »

Tarımsal Üretim Planında belirttiğimiz gibi yağ bitkilerine özel önem verilmesi gerekir. Kanolanın yazlık ve kışlık çeşitleri mevcuttur. Yazlık çeşitlerinde verim 175-225 kg/da arası, kışlık çeşitlerde 200-450 kg/da arasındadır. Kanolanın yağ içeriği %40-50 arasında değişmektedir.

Kanola 1. sınıf yemeklik yağ olarak kullanılabileceği gibi Biodizel üretiminde de kullanmak mümkündür. Ülkemiz 1 milyar dolarlık ham yağ ithal ederek yağ açığını gidermeye çalışmaktadır. Bu nedenle devletin yağ bitkileri üretimine desteği oldukça fazladır. Kanolanın Kg. fiyatı 50 YKR. Devletin desteği de 22 YKR. Yani kanolanın devlet desteği dahil fiyatı 70-72 YKR. dır. Kanolanın yağının yanında küsbeside %40 Protein içeren, hayvanlaar kullanılabilecek kaliteli kesif yem olarak kullanılabilir.


Küresel yağ krizi kapıda

Bitkisel yağ açığını kapatmaya çalışan Türkiye, üretici desteğini artırdı ancak rakamlar sektör temsilcilerinin beklentisinin altında kaldı. Soya, kanola, ayçiçeği ve aspirde 20 ila 22 YKr arasında değişen prim teşvikinin artmasına rağmen cazip bir orana çıkarılamadığını savunan sanayici "şok tedbirlere" gidilmesini istiyor.

2007 yılı yağ ithalatının 2 milyar dolara çıkacağını belirten sanayiciler, küresel bir yağ krizine dikkat çekiyor. Biyodizel hedefleri nedeniyle dış alımını artıran Avrupa Birliği (AB) ülkeleri nedeniyle bitkisel yağ krizi yaşanacağı uyarısında bulunan sanayicilere göre yerli üretimini artıramayan Türkiye de bu kaostan payını alacak.

Kanola, soya fasulyesi, ayçiçeği ve aspir... Bunlar beslenme zincirinde önemli bir yer tutan yağ bitkileri. Özellikleri bununla da sınırlı değil. Çünkü ABD ve Avrupa ülkelerinde "geleceğin enerji güvencesi" olarak tanımlanıyorlar. İçerdikleri yağ nedeniyle mazot üretiminde kullanılan bu bitkilerin yakın gelecekte tükenmesi beklenen fosil yakıtların yerini alması bekleniyor. Gelişmiş ülkeler son birkaç yıldır tükettikleri yakıtta biyodizelin payını artırıyor. Karışım oranlarına ilişkin belli kriterler belirliyorlar. Buna göre Türkiye`nin 2006`da kullandığı mazotun yüzde 2`sinde, 2007`de de yüzde 2,75`inde biyo yakıt kullanması gerekiyor. Bir diğer ifadeyle yılda 12 milyon ton motorin kullanan Türkiye`nin sadece bu direktife uyabilmesi için yaklaşık 300 bin ton bitkisel yağ üretmesi gerekiyor. Ancak yıllardır yemeklik yağ ihtiyacını bile ithalatla kapatmaya çalışan Türkiye, AB`nin biyodizel direktiflerine yetişmekte de ciddi sıkıntı çekiyor. Türkiye’nin yıllık yağ üretimi 853 bin ton. Tüketim ise üretimin 2 katından fazla. Yılda 1 milyon ton açık veriliyor. Açığı üretim artışı yerine ithalatla kapatma formülünü uygulayan Türkiye, her yıl daha fazla bitkisel yağ ve türevini ithal ediyor. 1989’da 564 bin tonla sınırlı olan yıllık yağ, yağlı tohum ve küspe ithalatı bugün 2 milyon 500 bin tonlara ulaşmış durumda. Aynı dönemler arasında 335 milyon dolarlık ithalat bedeli, bugün 1 milyar 300 bin doları aşıyor. Nüfus artışına bağlı hesaplamalara göre önümüzdeki birkaç yıl içinde yağ bitkilerine harcanan dövizin 2 milyar dolarlara dayanması bekleniyor. Biyodizelle gelen 240 bin ton baskısı da bu artışın tuzu biberi olarak görülüyor.

Küresel yağ krizi kapıda
Yaşanacak sıkıntının Türkiye`nin aklını başına getireceğini savunan Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Faruk Sarı, "Nihayet biyodizel meselesi çıktı ve yağlı tohumları popüler hale getirdi. Biyodizel sayesinde yağ bitkileri değerini bulabilir ve ekim tercihi yaratabilir" dedi. Açıklanan primi yetersiz bulan ve günü kurtarmak olarak yorumlayan Sarı, "Türkiye`nin şok bir büyüme, hızlı bir üretim artışı göstermesi lazım. Bu da şok bir primle olur. Açıklanan destekler yetersiz. Bu nedenle Türkiye`nin 2007 yağ ve türevi ithalatı yine 1.5 milyar doları bulacak" şeklinde konuştu.

Sarı`ya göre gelecek yıllar daha büyük sıkıntılara gebe. Avrupa ülkelerinin biyodizel hedeflerinin yüzde 10 olduğunu belirten Sarı, "Şimdi bu hedefi tutturabilmek için yağ ithalatlarını artırıyorlar. Bu durum, bitkisel yağda küresel bir krize neden olabilir. Üretimini artıramazsa Türkiye de bu kaostan payını alacak. İthalat yapacak yağ ülkesi bulamayabileceğimiz gibi, bulduğumuz yağa da giderek yükselen bir fiyattan ulaşabileceğiz" uyarısında bulundu.

Biyo yakıt yemeklik yağ ithalini artıracak
Gıda sektöründe de gelecekte küresel bir yağ krizi yaşanacağı konusunda sesler yükseliyor. Ülker Gıda İstişare Kurulu Üyesi Metin Yurdagül, dünya bitkisel yağ üretiminin, talebin gerisinde kalacağı uyarısında bulunarak, Avrupa başta olmak üzere dünya ülkelerinin bitkisel yağ krizine koştuğunu söyledi. Yemeklik yağ ihtiyacını karşılayamayan Türkiye`nin biyo yakıt ihtiyacını da ithalatla karşılamak durumunda kalacağını belirten Yurdagül, "Bu durum Türkiye`nin gıda amaçlı yağ ithalatını artıracak. Üstelik giderek daha pahalıya ithal etmemize neden olacak. Çünkü tüm dünyada bitkisel yağa artan talep, ürünün fiyatını da hızla yukarıya çekecek" açıklamasını yaptı.
Logged
faruk_oksuz
Süper Üyemiz
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 591


^<:UNFORGIVEN ERRORS:>^


WWW
« Yanıtla #11 : Kasım 19, 2007, 10:58:22 ÖS »

hasanım ileride zengin olcez desene belediye öncülük etse çiftide üretüme geçse şeker pancarı işine döner belediyeninde yakıt ihtiyacı karşilanir hatta istasyon bile kurar döner sermaye olusur manyak bir fikir başkana çamalı muhabbeti:)SmileySmiley
Logged

Haksızlığa sapıp bütün insanların seninle beraber olmasını sağlamaktansa, adaletle hareket edip tek başına kalmak daha
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!